info@bariatricglobe.com www.bariatricglobe.com
+90 533 122 34 34 +90 533 122 34 34

Mini Gastrik Bypass

Mini Gastrik Bypass

Mini Gastrik Bypass Ameliyatı Nedir?

Obezite, günümüzde sürekli olarak yaygınlaşan ve artık bir ihtiyaç haline dönüşen aşırı şişman olma hastalığıdır. Diyet ve egzersiz ile önlenemeyen ve ileri boyuta ulaşmış obezite mutlaka cerrahi yöntemlerle tedav, edilmelidir. Dünya üzerinde uygulanan bu cerrahi yöntemlerden birisi de mini gastrik bypass ameliyatlarıdır.

Mini gastrik bypass ameliyatları obezite cerrahisinde en çok uygulanan ameliyatlardan bir tanesidir. Bunun nedeni olarak bu ameliyatın en kolay, en kısa sürede yapılan, hastane de kalış süresi olarak en kısa ve en ekonomik gastrik bypass ameliyatı olması söylenilebilir. Geçirilen mini gastrik bypass operasyonundan sonra istenilen kilo kaybı yaşanmaktadır. Ayrıca, aşırı kilo almanın tetiklediği ya da yol açtığı hastalıklar olan şeker hastalığı (tip 2 diyabet) yüksek kolesterol ve tansiyon gibi hastalıklar içinde uygulanan bir tedavi yöntemidir.

Tüm obezite cerrahilerinin genel amaçları arasında mide hacmini küçülterek tokluk hissinin daha kolay sağlanmasına imkan vermek vardır. Gasatrik bypass ameliyatı da aynı çerçevede gerçekleştirilmektedir. Laparoskopi (kapalı) yöntemi ile gerçekleştirilen operasyonlar küçük kesiler açılarak yapılmaktadır ve bu sayede hastanın yara bölgesi çok kolay kapanır. Bu da hastanın kısa sürede taburcu olmasına imkan sağlar.

Diğer adı Loop Gastik ByPass olan bu yöntem klasik yöntemlerin modifiye edilmesi ile oluşmuştur. Obez hastalar için ilk basamak tedavisi olarak kullanıldığı gibi, son günlerde daha sık tüp mide ameliyatı geçirmiş fakat istenilen kiloya ulaşamamış hastalar için tamamlayıcı operasyon olarak tercih edilmektedir.

Mini By Pass diyabet kontrolü ve kalıcı kilo verimi açısından en etkili yöntemlerden biridir. Emilimin azalmasına bağlı vitamin, mineral ve özelikle protein alımına özen göstermek oldukça önemlidir.

 Mini Gastrik Bypass Ameliyatı Nasıl Yapılır?

Mini gastrik bypass ameliyatının amacı mide hacmini küçültmek ve bağırsak yoluyla gıda emiliminin bir miktar azaltılması, böylece hastanın kilo kaybı yaşamasıdır. Mini gastrik bypass ameliyatı  2 aşamadan oluşur. Laparoskopik (kapalı) olarak yapılan bu ameliyatta büyük bir kesi yerine 5 küçük kesi ile hastaya müdahale edilmektedir. Bu kesiklerin her biri bir santimetreden küçük olurlar. İlk aşamada özel cihazların yardımıyla deliklerden karın içerisine girilir ve mide girişinde yeni bir mide olarak isimlendireceğimiz küçük bir tüp oluşturulur. Delikler küçük olduğu için dışarı çıkarılan ve kesilen hiçbir organ yoktur. Midenin büyük kısmı karın içerisinde kalmaya devam eder. İkinci aşamada ise, mide ile bağırsağın birbirine bağlanma kısmı yer almaktadır. Bu aşamada iki yöntem kullanılır; ya stapler adı verilen bağlantılar oluşturulur ya da dikiş yöntemi ile midenin ve bağırsağın birleşmesi sağlanır. Burada bahsedilen dikiş uygulaması hekimler tarafından daha çok tercih edilir. Zira her doku hekimler tarafından tek tek elden geçirilir ve sızıntı ihtimali çok daha düşük seviyelere iner. Böylece, hasta operasyonun hemen ardından sıvı tüketimine başlayabilir.

Mini Gastrik Bypass Ameliyatı ile nasıl kilo verimi nasıl sağlanır?

Mini gastrik bypass Ameliyatı ile kilo vermenin 3 aşaması bulunmaktadır.

 

  1. Mide hacminin küçültülmesi

Bu ameliyat ile mide hacmi küçültülür. Küçülen yeni mide ile birlikle yemek porsiyonları da küçülür. Bu teknik, bu özelliğiyle sleeve gastrektomi tekniği ile benzer etkiler gösterir. Ancak sleeve gastrektomi operasyonunda daha büyük bir mide tüpü oluşturulur. Dolayısıyla mini gastrik bypass ameliyatında çok daha hacim kısıtlaması sağlanır.

 

  1. Emilimin Kısıtlanması

Mini Gastrik Bypass yöntemi ile bağırsak girişinde bulunan ve 200 cm boyuta sahip kısımda gıda geçişi durdurulmaktadır. Ayrılan kısım, tamamen işlevsizleştirilmez. Emilimin ve sindirimin sağlanmasına yol açan sıvıların nakline devam eder. Artık yenilen gıdalar, yerleştirilen mide tüpü sayesinde, küçük mideden geçtikten sonra ince bağırsağın ortalarına aktarılırlar. Bu noktada safra ile karşılamaları sağlanır. Bu sayede, emilim bağırsağın orta kısmından başlar ve vücutta bulunan fazla kalori, emilime girmeden atılır. Bunun sonucunda vücutta ki fazla kaloriler emilmeden vücuttan atılır. Bu emilim kısıtlayıcı etki kilo kaybının miktarının yüksek olmasını ve elde edilen bu kilo kaybının uzun dönem korunmasını sağlar.

  1. Hormonal Düzenleme

Mini Gastrik Bypass işlemi sonrasında midenin fazla kısmı pasif bir şekilde karın içerisinde kalır. Bu operasyon sayesinde, işlevini kaybeden büyük mide kısmından herhangi bir yiyecek içecek geçişi olmaz. . Dolayısıyla bu kısım gıdalar tarafından uyarılmaz ve yavaş yavaş etkinliğini yitirir. . Büyük midede salgılan açlık hormonu giderek azalır. Bu durum ise, hastanın daha az açlık hissetmesi ve daha uzun süre tokluk hissine sahip olması olarak kendisini gösterir.

Avantajları Nelerdir?

  • Laparoskopik yöntemle yapılır. Bu sayede yaralar çabuk iyileşir ve hasta çok kısa sürede hastaneden taburcu edilebilir.
  • Ameliyat süresi kısadır.
  • Gıda alımını etkin bir biçimde azaltır.
  • İstenilen kiloya ulaşma konusunda oldukça başarılı bir operasyondur.
  • Daha az barsak tıkanıklığı görülür.
  • Vücuda yerleşen yabancı bir cisim yoktur.
  • Kesilen yahut çıkartılan herhangi bir parça yoktur.
  • Kolayca geri döndürülebilir
  • Açlık hissini azaltır ve doyma hissini arttırır.

 

Dezavantajları Nelerdir?

Safra Reflüsü:  Karaciğerden gelen safranın, mideye kaçması sonucu gerçekleşen safra reflüsünde, mide aşırı şekilde tahriş olmaktadır. Ameliyattan önce pilor kasaı verilen bir kas sayesinde bu safranın mideden çıkışı engellenmektedir. Ancak Mini Gastrik Bypass ameliyatında, pilor kası geride kör kalan mide üzerinde işlevsiz kalır. Bu yüzden, karaciğerden gelen safra engele takılmadan, aşağılara doğru iner. Bu nedenle Mini Gastrik Bypass sonrasında hastalar şiddetli safra reflüsü ve alkalen reflü gastrit riskini taşırlar.

Kör Mide Sorunu: Mini Gastrik Bypass ameliyatında yeni mide oluşturulurken, eski mide olduğu gibi içeride kapalı olarak kalır. Bu sebepten dolay, endoskopi yapma şansı ortadan kalkar ve olası sıkıntılarda erken tanı ya da ameliyatsız tedavi seçenekleri yok olur.

Mide Boşalma Güçlüğü: Mide iki parçaya ayrılırken, eski midenin sinirsel uyarısı tamamen kopartılmış olur. Bu sinirler “VAGUS SİNİRLERİ” adı verilir. Yani Mini Gastrik Bypass ameliyatında, istemli olarak bir “vagotomi” yapılmış olur. Vagotomi sonrasında mide çıkışını kontrol eden Pilor kasının tamamen kasılarak çıkışı kapatabildiği çok iyi bilinen bir durumdur. Bu nedenle eskiden ülser tedavisi için vagotomi uygulanan hastaya aynı zamanda, pilor kasından ayrı bir yol yapılır ve mide ince barsağa başka bir yol ile bağlanırdı. Oysa Mini Gastrik Bypass ameliyatında, geride kör kalan midenin tek boşaltım kanalı halen Pilor kası içinden olmakta ancak vagotomi nedeniyle pilor fonksiyonları bozulmuş olmaktadır.